Ana Sayfa Blog Sayfa 3

Kuru fasulyenin faydaları nelerdir, kuru fasulye neye iyi gelir?

0
Kuru Fasulyenin Faydaları
Kuru Fasulyenin Faydaları

Birçok açıdan vücudumuzda önemli etkilere neden olan kuru fasulye, kırmızı et tüketmeyen vejetaryenler için de çok kritik bir besin kaynağıdır. Peki kırmızı etin yerine de tüketilen kuru fasulyenin faydaları nelerdir?

Kuru fasulye, bitkisel beslenmeye dayalı (vejetaryen) diyetlerle ilgili sağlık faydalarından bazılarına katkı sağlar. Kuru fasulye, potasyum, magnezyum, folik asit, demir ve çinko da dahil olmak üzere bir takım önemli mikro besin maddeleri bakımından zengindir ve vejetaryen diyetlerde önemli protein kaynağıdır. Düzenli olarak tüketilen kuru fasulye, bu besinlere düşük glisemik endeks katkısı sağlayan lif bakımından zengindir. Sağlık açısından faydaları, düşük doymuş yağ ve yüksek miktarda önemli besin içeriği gibi dolaysız özelliklerinden kaynaklanmaktadır.

Baklagiller familyasına ait olan fasulye, yılda bir kez meyve veren otsu bitkilerden biridir. Boğumlu gövdesi ve koyu yeşil yaprakları vardır. Yapısı gereği tüylü olan fasulye, pişirildiğinde herhangi bir tat bozukluğuna neden olmaz. Sayıca fazla çeşidi olmasına rağmen halkın beğendiği birkaç türü yetiştirdiği bilinmektedir. Yetiştiremeyenler ise pazarda bu birkaç türü bulabilme şansına sahiptir.

Kuru Fasulyenin Faydaları

  1. Kanser oluşumunu engeller.
  2. Beyin fonksiyonlarını geliştirir.
  3. Kan şekerini düşürür.
  4. Baş ağrısına iyi gelir.
  5. Sindirim sistemine faydalıdır.
  6. Kalp sağlığını destekler.
  7. Enerji verir.
  8. Protein açısından zengindir.
  9. Kemikleri güçlendirir.
  10. Kötü kolesterolü önler.
  11. Diyabet riskini azaltır.
  12. Kan hücrelerine destek verir.
  13. Cilt sağlığını korur.
  14. Alzheimer riskini azaltır.
  15. Göz sağlığına faydalıdır.
  16. Romatit artrit ağrılarını hafifletir.
  17. Astım hastalığına iyi gelir.
  18. Saç sağlığına etkilidir.
  19. Tırnak sağlığını korur.
  20. Büyüme ve gelişmeye yardımcı olur.

Besin Değerleri

Kuru Fasulye
Kuru Fasulye

Kuru fasulye potasyum bakımından zengindir. Bir porsiyon kuru fasulye, 300 ile 400 mg arasında potasyum içerir. Bu miktar, bir porsiyon inek sütünün sağladığı miktarla benzerlik gösterir.

Kuru fasulye, yüksek karbonhidrat ve düşük yağ içeren protein bakımından zengin besinler arasında eşsizdir. Kuru fasulyedeki kalorinin yaklaşık %3’ü yağdan kaynaklanırken, bu yağın çoğu doymamış yağdır. Kalorik temelde, kuru fasulyenin protein içeriği genel olarak %20 ve %30 arasındadır. Bir porsiyon kuru fasulye, 7-8 g protein sağlar.

Kuru fasulye, genel olarak ince bağırsakta sindirilmeyen nişasta olarak tanımlanan dirençli nişasta bakımından yüksektir. Kuru fasulyenin dirençli nişasta içeriği, genel olarak tüketilen diğer tahıllardan daha yüksektir.

Kuru fasulye ayrıca lif bakımından da zengindir. Diğer tüm tahıl ürünlerinin yarım kasesi 1.7 ile 4 gram arasında lif sağlarken yarım kase kuru fasulye 5.2 ile 7.8 gram lif sağlar.

Kuru fasulye genel olarak karbonhidrat bakımından zengin diğer gıdalarla karşılaştırıldığında düşük glisemik endekse sahiptir.

Kuru fasulye hakkında

Kuru fasulye tüketiminin sağlıkla ilgili olmayan bir takım faydaları bulunmaktadır. Örneğin, et yerine kullanılması ve diğer hayvansal gıdalarla tüketimi, çevresel kaynak girdilerinin azalmasıyla alakalıdır. Kuru fasulye ayrıca ekonomik bir besin kaynağı görevi görmektedir.

100 kalori ve besinsel değer başına maliyet bazında kuru fasulye, en düşük maliyetli en yüksek besin değerine sahip gıdalardan biridir. Buna karşılık kuru fasulye tüketiminin önünde, zahmetli olması algısı, negatif bir aşçılık imajı ve bağırsak rahatsızlığını içeren birkaç engel bulunmaktadır.

50 yıldan fazla süre önce kuru fasulye içeren besinlerin mide gazını artırdığı gözlemlenmiştir. 1970 yılında bu gaz oluşumundan oligosakkaritlerin sorumlu olduğu ortaya çıkmıştır. Kuru fasulye oligosakkarit içeriği, 25 mg’dan 50 mg’a kadar değişmektedir. Bağırsak rahatsızlığına rağmen, oligosakkarit alımı ile ilgili bazı faydalar bulunmaktadır. Oligosakkaritlerin kalın bağırsak sağlığını artırdığı, yaşam süresini uzattığı ve kolon kanseri riskini azalttığı düşünülmektedir.

Kuru Fasulyenin Zararları

Sağlık açısından oldukça faydalı olan fasulyenin kişinin sağlık durumuna göre bazı yan etkileri olabilmektedir. Şimdiye kadar ciddi yan etkisinin olduğuna dair bir bilgi yoktur lakin;

  • Aşırı tüketildiğinde hazımsızlığa, şişkinlik hissine neden olabilmektedir.
  • Fasulye genelde haşlanarak tüketilir, çiğ tüketilmesi zehirlenmeye neden olabilir.
  • Aşırı tüketilmesi gaz sorunlarına ve bundan dolayı göğüste ağrıya neden olabilmektedir.

Nohutun faydaları nelerdir, nohut suyu neye iyi gelir?

0
Nohutun Faydaları
Nohutun Faydaları

Nohut

Nohut, diyabeti önleyen ve kilo kaybına yardımcı olan mükemmel bir bitki bazlı protein kaynağıdır. Nohutun şaşırtıcı yararları arasında, sindirimi iyileştirme, kalp hastalıklarını önleme, kan basıncı seviyelerini dengeleme gibi özellikler yer alır. Nohutun faydaları nelerdir? İşte bilinmesi gerekenler.

Orta Doğu kökenli olduğu düşünülen yaklaşık 8.000 yıllık tarihe sahip çok eski besin kaynağı olan nohut 50-60 santime kadar büyüyen bir bitkidir ve yılda sadece bir kez ürün verir. Krem rengi ve bazen de siyah taneler halinde olur.

Kıraç topraklarda rahatlıkla yetişen nohutun, krem ve siyah olmak üzere iki rengi bulunur. Hem yemek olarak hem de çerez olarak tüketebilen bu eşsiz besinin içerisinde A, C, B6, B12 ve E vitaminler bulunur. Ayrıca içerdiği iyileştirici asitler sayesinde kozmetik sektöründe ham madde olarak kullanılır.

Yüzyıllar önce güzellik amaçlı kadınlar, nohutu bir gün boyunca suda bekletir daha sonra o suyu yüz temizleme de kullanırlarmış. Aynı zamanda nohutu ezip un haline getirerek içerisine zeytin yağı koyup maske olarak da değerlendirilmiş.

Nohut
Nohut

İlk olarak Anadolu’da ekilmeye başlayan nohut, daha sonra Hindistan ve Avrupa’ya yayılmıştır. Diğer baklagiller gibi lif ve protein zengini olan nohudun insan sağlığına birçok faydası vardır.

Yapılan bazı araştırmalarda haftada 2 defa nohut tüketerek, vücudun ihtiyacı olan folata maddesinin eksikliği giderilmiş olur. Bu madde DNA hücrelerini koruyarak kanser hücrelerinin oluşumunu engeller. Ayrıca oluşmuş olan hücrelerin yayılmasını önler. Aynı zamanda menopoz döneminde değişen östrojen hormonuna bağlı gelişen bazı semptomların etkisini azaltarak sürecin daha rahat geçmesini destekler.

Bağırsak florasını dengeleyen nadir besinler arasında yer alan nohut sindirimi de kolaylaştırarak ciddi sağlık sorunlarının önüne geçer. Gaz yapıcı özelliği olduğundan nohudu tüketmeden en az 10 saat önce suda bekletmelisiniz. Bu gaz oranını azaltarak diğer faydalarının oranını artırır. 

Nohutun Faydaları

  • Magnezyum bakımından zengin olduğundan hasara uğramış hücreleri hızla iyileştirir. Ayrıca genç hücrelerinde oranını artırır. Bu özelliği sayesinde kozmetikte ham madde olarak kullanılır. Bir avuç nohutu un haline getirene kadar ezin içerisine bir çay kaşığı zerdeçal tozu koyun. Zeytin yağı ile iyice karıştırıp maske olarak cildinize uygulayın. 15 dakika sonra soğuk su ile iyice durulayın.
  • Mineraller bakımından zengin olan nohut yıpranmış saçlara da birebir fayda sağlar. İki avuç nohutu iyice kaynatın. Bir gün boyunca beklettiğiniz bu su ile ertesi gün saçınızı yıkayın. Saçın hem parlaklığını hem de hacmini artıracaktır.
  • Lif sayesinde bağırsakları hızlandırarak kilo vermede yardımcı olan nohut aynı zamanda midedeki asit oranını da dengeler. Gaz, idrara ve dışkılama ile yemek borusundaki zararlı toksinleri vücuttan atmaya yardımcı olur.
  • Vücutta sülfat değerlerinin düşük olmasını sık sık yaşanan baş dönmesinden anlayabilirsiniz. Bu durumu çok yaşayan hastalara uzmanların doğal tedavi olarak önerdikleri en etkili besin kaynatılmış nohuttur.
  • Nohutun meme kanserine neden olan hücreleri engellediği bilimsel olarak da ispatlanmıştır. 
  • Uzmanlar aç karna hafta da iki kez tüketilen siyah renkli nohutların bağırsaklarda bulunan kurtların dökülmesinde yardımcı olacağını vurguluyor. 

Nohut Suyu Faydaları

Nohut Suyunun Faydaları
Nohut Suyunun Faydaları

Nohutların kaynatılmasıyla elde edilir ve sağlık açısından birçok faydası vardır. Nohut suyunun diş ağrısından cilt sağlığına, sindirim sisteminden kalp damar sağlığına kadar çok geniş bir yelpazede sağlığımıza hizmet ettiği çok eski çağlardan itibaren bilinir. Öyle ki nohut İbni Sina tarafından hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır.

  • Nohut suyu ile yüzünüzü yıkamanız sivilce sorununun ortadan kalkmasına yardımcı olabilir, aynı zamanda akne tedavisinde kullanılır.
  • Nohut suyu cilt sağlığını genel anlamda korur, cildi ölü cilt hücrelerinden ve yağlardan temizler, cilt gözeneklerini açarak nemlenmesini sağlar, cildin esneklik kazanmasına yardımcı olur. Cilt hücrelerinin yenilenmesine ve güçlenmesine yardımcı olur.
  • Bazı sağlık uzmanları nohut suyunun cinsel gücü arttırdığını savunmaktadırlar.
  • Farklı çeşitleri olan humus hastalığına iyi gelir.
  • Nohut suyu akciğeri temizlediği gibi serbest radikallerin neden olduğu zararlardan akciğeri korur.
  • Nohut suyu yaraların hızla iyileşmesini teşvik eder.
  • Romatizma ve özellikle sırt ağrılarına iyi gelmektedir. Nohut suyunun ağrı olan kısma uygulanması yeterlidir.
  • Nohut suyu diş ağrılarını giderir, ağız temizliğini sağlar, içerdiği antioksidan kombinasyonu yardımıyla ağız içini serbest radikallerden ve zararlı bakterilerden temizler.
  • Sindirim sistemi için faydalıdır, aç karınla içildiğinde bağırsak hareketlerini arttırır ve bağırsakların temizlenmesine yardımcı olur.
  • Bazı sağlık uzmanları aç karınla yenilen özellikle siyah nohut kurtların dökülmesine yardımcı olur ve ayrıca uzun süre açlık hissini gidermeye yardımcı olur.
  • Diyet döneminde olan kişilerin kolay kilo vermesini sağlar.

Nohutun Zararları

Sağlık açısından çok fazla faydası olan nohutun zarar verdiğine dair herhangi bir bilgi yoktur. Sağlıklı olan her yaştaki bünye için nohut düzenli olarak tüketilmesi gereken besin kayaklarının başında gelir. Aşırı tüketime bağlı olarak şişkinlik, gaz ve hazımsızlığa neden olabilmektedir.

Yağ bezesi (Lipom) nedir? neden olur, nasıl çıkarılır?

0
Yağ bezesi (Lipom) nedir? Yağ bezesi nedenleri, belirtileri ve tedavisi
Yağ bezesi (Lipom) nedir? Yağ bezesi nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Tümör olarak sınıflandırılsalar da, genellikle zararsız olan lipoma neyin sebep olduğu kesin değildir. Genellikle orta yaşlı kadın ve erkeklerde görülen lipom genetik olabilir.

Genellikle ense, sırt, kollar ve bacaklarda ortaya çıkıp cildin altında bir yumru gibi ele gelen sertlikler, kişinin ilk anda paniğe kapılmasına neden olabiliyor. “Lipom” adı verilen bu yağ bezeleri genellikle kanserli dokular olmamasına karşın, büyüme hızlarına dikkat edilmesi gerekiyor.

Bu kitlelerin elle sıkılıp çıkartılmaya çalışılması ise, bezenin büyümesine ve iltihaplanmaya neden olarak daha ciddi tablolara yol açabiliyor.

Lipom nedir?

Lipom, cildin altında yavaşça gelişen yağ dokusunun büyümesidir. Her yaştan insanda görülebilir. Ancak çocuklarda çok nadir görülür. Bir lipoma vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir, ancak tipik olarak aşağıdaki bölgelerde görünürler:

  • Boyun
  • Omuzlar
  • Sırt
  • Karın bölgesi
  • Kollar
  • Bacaklr

İyi huylu büyümeler veya tümörler, yağlı doku olarak sınıflandırılırlar. Bu, bir lipomun kanserli olmadığı ve nadiren zararlı olduğu anlamına gelir.

Lipom Nasıl Çıkartılır?

Yağ bezesini çıkartma işlemi steril koşullarda ve hastane ortamında yapılmalıdır. Bu işlem istisnai durumlar dışında lokal anesteziile yapılıp, hastanın hastaneye yatmasını gerektirmez. Cerrahi müdahale, o bölgenin uyuşturulmasını takiben küçük bir kesi yapılıp kitlenin kapsülüyle beraber çıkartılması ile gerçekleştirilir.

Lipom Hakkında

Vücutta sonradan oluşan ve fark edilen kitlelerin önemli bölümünü yağ bezeleri oluşturur. Bu bezeler vücutta en sık görülen yumuşak doku urlarıdır. Genellikle küçük, 1-3 cm çapında, cilt altına yerleşmiş lezyonlardır. Elle bastırılınca hareketli, yumuşak ve düzgün sınırlı kitlelerdir. Yıllarca benzer büyüklükte kalırlar, büyümeleri çok yavaştır.

40-60 yaş arası sık rastlanıyor

Yağ bezeleri çıktıkları bölgelerde tek veya çok sayıda olabilirler. Çok sayıda olanlar daha çok erkeklerde görülür. Vücudun her yerinde görülebilirlerse de daha çok ense, sırt, kollar, bacaklar ve gövde de ortaya çıkarlar. Yağ bezeleri cilt dışında kas içi, karın içi gibi vücudun çok farklı ve kişinin kendisinin fark edemeyeceği yerlerde de ortaya çıkabilir. 

Yağ bezelerine toplumda çok sık rastlanmakta olup nedenleri tam belli değildir. Kilo almanın doğrudan bir etkisi olmadığı düşünülmektedir, genetik faktörler sorumlu olabilir. Bazen o bölgenin maruz kaldığı küçük travmaların neden olabileceği de belirtilmektedir. Ayrıca vücutta sendrom denilen bazı spesifik hastalıkların bir arada bulunduğu durumlarda da cilt altında lipomlar gelişir.

Yağ bezesi (Lipom) Hızlı büyüyor, hareket ettirilemiyor ve cildin derininde yer alıyor ise dikkat edilmeli

Lipom
Lipom

Yağ bezeleri genellikle kanser değildir ve çok nadir durumalar dışında kansere dönüşmezler. Kanser formaları genelde “liposarkom” adı verilen urlardır ki bu oluşumların tedavi yaklaşımı çok farklıdır. Yağ bezesinin takibinin çok iyi yapılması gerekmektedir.

Kısa zamanda hızlı büyüme varsa, cilt altı değil de daha derin yerleşimli ise, sert ve hareket ettirilemeyen lezyonlarsa bunlar lipom olmayabilir ve vakit kaybedilmeden doktora başvurulması gerekmektedir. Başka bir lezyon çeşidi olma riskine karşı ultrasonografi, tomografi veya manyetik rezonans (MR)  inceleme gerekebilir.

Yağ bezesini kendiniz çıkartmaya çalışmayın

Yağ bezelerinin çoğunun tedavi edilmesine gerek yoktur. Ancak yerleşim yerlerinden dolayı kozmetik soruna neden oluyorsa,  ağrı yapıyorsa, boyutlarında hızlı artış varsa veya iltihap kapmışsa çıkarılmaları gerekir.

Ancak yağ bezesi sıkılarak, delmeye çalışılarak tedavi edilemez. Bu durum lezyonun iltihaplanmasına ve büyümesine neden olabilir.

Ortodonti diş teli tedavisi hakkında bilinmesi gerekenler

0
Ortodonti diş teli tedavisi
Ortodonti diş teli tedavisi

Ortodonti Tedavi

Ortodonti, diş hekimliğin bir uzmanlık dalıdır. Ortodonti tedavisi uygulayan doktora ortodontist denilmektedir. Ortodonti tedavi, alt ve üst çenede bulunan bozuklukları ortadan kaldırmak amaçlı uygulanmaktadır. Çeşitli nedenlerden dolayı oluşan bozuklukları diş teli ile gidermek mümkündür. Daha önceleri genellikle estetik amaçlı uygulana tedavi, artık günümüzde ağız ve çene sağlığı açısından uygulanmaktadır. Son yıllarda ise insanlar daha da bilinçlenerek bu tedavi yöntemine yönelmiştir. Ortodonti tedavisi önem kazanmıştır.

Ortodontik Problemlerin Sebepleri

Ortodonti diş teli tedavisi
Ortodonti diş teli tedavisi

Genetik Faktörler:  İskelet bozuklukları, dar üst çene, ve çapraşık bozukluklar genetik olarak çocuklara geçebilir. Bu sebepten dolayı ortodonti sorunlar meydana gelmektedir. Çocukların ileri de bu sorunu daha kolay ve kısa süre de atlatması için süt dişlerinden itibaren doktor kontrolünde olması gerekmektedir.

Kulak Burun ve Boğaz Sorunları: Kulak burun ve boğaz sorunları ileri de diş problemlerine neden olmaktadır. Burun var olan geniz eti, solunum sorunu ve bademcik iltihabı gibi sorunlar çene kemiklerinin gelişmesini engellemektedir. Bu sebepten diş bozukluklarına neden olmaktadır.

Kötü Alışkanlıklar: Kötü alışkanlıklar olarak tabir edilen, bebeklik döneminde kullanılan biberon, emzik kullanımı ve parmak emmedir. Bu alışkanlıklar bebeklik döneminde başlayıp, çocukluk dönemine kadar devam etmektedir. Aynı zamanda dil emme, diş ısırma, kalem ısırma, dudak emme gibi durumlarda diş ve çene yapısının bozulmasına neden olur. Bu da ortodontik sorunların oluşmasına sebep olmaktadır.

Diş Teli Çeşitleri Nelerdir?

Önceki yıllarda tek bir tip diş teli kullanırken, bu durum günümüzde farklılık göstermektedir. Günümüzde çeşitleri ve modelleri olan diş telleri görülmektedir. Bu şekilde tedavi yöntemleri de farklılık göstermektedir. Günümüzde 4 çeşit diş teli kullanılmaktadır. Bunlar, metal braketler, şeffaf plaklar, lingual braketler ve porselen braketlerdir. Bu dört çeşit diş teli birbirinden farklı modellerde ve farklı tedavi yöntemleri ile uygulanmaktadır. Aynı zamanda tedavi süreleri de birbirinden farklılık göstermektedir. Bu yöntemler, çocuk ve yetişkinlerin kullanımına göre değişmektedir. Diş telinin seçimi doktor ve hasta tarafından konuşularak birlikte karar verilmesi ile belirlenmektedir.

1. Metal Braketler

Metal Diş Teli
Metal Diş Teli

Metal braketler, uzun yıllardır kullanılan bir çeşittir. Günümüzde de hala kullanılmaktadır. Bu braketler, dişin iç ve dış kısmına yerleştirilmektedir. Metal braketler, en sağlam ve dayanıklı tel tipidir. Doktorlar tarafından da en fazla bu teller tercih edilmekte ve önerilmektedir.

2. Porselen Braketler

Porselen Diş Teli
Porselen Diş Teli

Porselen braketler, şeffaf tel olarak da bilinmektedir. Bu tel tipi daha estetik bir görünüm vermektedir. Genellikle yetişkin ve kadın hastalar tarafından tercih edilen bu teller, az görünmesi sayesinde estetik bir görünüm sağlar. Porselen braketler, hassas yapıya sahiptir. Bu yüzden bakımına dikkat edilmelidir.

3. Lingual Braketler

Lingual Diş Teli
Lingual Diş Teli

Lingual Braketler, genellikle yetişkin hastalar tarafında tercih edilmektedir. Bu braket diğerlerinden farklılık göstermektedir. Bu diş telinde dişin ön kısmında hiçbir uygulama yapılmamakta ve görülmemektedir. Lingual braketler, dişin arka kısmına takılmaktadır. Bu diş telleri görünmemektedir. Estetiğe önem veren hastalar, genellikle bu braket sistemini kullanmaktadır.

4. Şeffaf Plaklar

Şeffaf plak, telsiz ortodonti
Şeffaf plak, telsiz ortodonti

Şeffaf plak, telsiz ortodonti uygulamasıdır. Bu plaklar, şeffaf tel olarak da tabir edilir. Şeffaf plakların, en önemli özelliği ise takılıp çıkarılıyor olmasıdır. Doktorun uygulamalarında sonra hazırlanan plaklar, hastaya teslim edilir. Hasta bir bütün halinde ki şeffaf plakları dişlerine kolaylıkla takıp çıkarabilir. Plaklar yemek esnasında çıkarılır ve dişler temizlendikten sonra tekrar takılır. Bu plakların kullanımı rahat, temizliği de kolaydır fakat tedavi süresi diş tellerine oranla farklılık göstermektedir.

Diş Teli Ne İşe Yarar?

Diş teli, genetik ya da çocuklukta meydana gelmiş çene ve diş bozukluklarının düzelmesinde yarar sağlamaktadır. Ağız ve çene yapısından oluşan bozukluklar, diş sıralanmasındaki bozukluklar, dişler arasındaki boşluklar ve dar çene sorunlarında çözüm kaynağı olmaktadır. Bu diş telleri, çocuk ve yetişkin kişilere önerilmektedir. Ortodontik sorunlar, ileride daha farklı sorunlara sebep olmaktadır. Bu yüzden önlem alınmalı ve ortodonti tedavi uygulanmalıdır.

Diş Teli Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Diş teli tedavisi uygulanırken en önemli husus temizliktir. Bu tedavi sürecinde ve sonrasında diş ve ağız temizliğine önem verilmelidir. Diş tellerinin temizliği de önem taşımaktadır. Gıda tüketimi sonrası bakteri oluşmaması için, diş ve tel temizliği açısından önem verilmelidir. Temizliğin yanı sıra ortodonti tedavisi gören kişiler, bu dönemde beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri gerekmektedir. Gazlı ve asitli içecekler içilmemelidir. Yapışkanlı gıdalar tüketilmemelidir. Bu gıdalar diş tellerine zarar verebilir. Bu yüzden dikkat edilmelidir.

Ortodonti tedavisi ne kadar sürer?

Diş teli tedavi süresi, her hastada farklılık göstermektedir. Hastaların ağız, çene yapısı, diş bozuklukları, kısacası ortodonti sorununa göre süre değişmektedir. Doktorlar tarafından belirlenen süre, kişinin ağız ve diş yapısına göre tedavi süresince değişebilir. Bu süre kısalabilir ya da uzayabilir. Dişlerde var olan çarpıklık bozuklukları 9 ve 24 ay arası sürerken, iskeletsel bozukluklar 2 ve 2,5 sene sürebilir. Genellikle bu süre 1 ve 1,5 sene olarak belirtilmektedir.

Ortodonti tedavisi acı verir mi?

Diş tedavisi acı vermektedir. Diş tellerinin dişe takılacağı sırada hiçbir acı duyulmamaktadır fakat diş teli takıldıktan sonra 3 ve 10 gün arası ağrı ve sızı hissedilir. Bu durum kısa süre içinde geçmektedir. Bunun sebebi ise uygulanan baskı sonrası yaşanan ağrıdır. Bu yüzden alışma süresi sonucunda ağrılarda yaşanmamaktadır. Bu durumu hafifletmek için doktor tarafından ağrı kesici verilmektedir.

Ortodonti Fiyatları

Ortodonti diş teli fiyatları Türk Diş Hekimliği Birliği fiyat tarifesine göre saptanmaktadır. Türkiye genelinde ortodonti ödemeleri uzun süreli bir tedavi olduğu için taksitlendirilmektedir. Ortodontik tedavi ücreti belirlendikten sonra taksitlendirme yapılmaktadır. Tel tedavisi fiyatları da tedavi süresi, kullanılacak tellerin (braketlerin) hangisi olduğu metal – şeffaf (porselen, safir), kullanılacak yöntem; şeffaf plaklar (İnvisalign), içten takılan tel (Lingual ortodonti) gibi birçok değişkene göre belirlenmektedir.

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz. Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir. Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

Şampuana tuz katmak faydalı mı yoksa zararlı mı?

0

Şampuana Tuz Katmak

Epsom tuzunun sağlığımıza ne kadar faydalı bir besin olduğunu daha önce duymuşsunuzdur. Bu tuz sağlığımıza olan faydalarının yanı sıra birçok farklı alanda da kullanılıp çeşitli faydalar sağlıyor.

Şampuana tuz katmak, bugün yediden yetmişe pek çok kişinin saçlarıyla ilgili yaşadıkları sorunları çözebilme amacıyla kullandığı yöntemler arasındadır. Daha çok kaya tuzu kullanılarak yapılan bu yöntem ile saçların dökülme problemlerinin giderilebileceğine, saç tellerinin gürleştirilebileceğine ve hızla saç uzatılabileceğine inanılmaktadır. İnternet üzerinde pek çok forum ve sitede de şampuana katılan tuzlar üzerinden çeşitli saç bakım kürleri tarif edilmekte ve insanlar da bu kürleri uygulamayı sürdürmektedirler.

Saç dökülmesini önleme konusunda kesin bir dayanağı olmasa bile saçlarında tuzun etkisini denemek isteyenlere bu uygulamanın herhangi bir zararı olmadığı söylenebilir. Merak edenler içinse kaya tuzunun içeriği ve bu içerikler üzerinden saçlarda nasıl etkili olabileceği ile alakalı bazı açıklamalar yapabilmek mümkündür.

Şampuana ne kadar tuz katılır?

İngiliz epsom tuzu olarak da bilinen epsom tuzlarının iyileştirici özelliği bulunuyor. Bu tuzlar aynı zamanda duş jellerinde yer alıyor ve pedikürde kullanılıyor.

Saçınız hızlı mı yağlanıyor? 2-3 yemek kaşığı tuzu şampuanınıza ekleyin ve sonucu kendi gözlerinizle görün.

Kaya tuzunun faydaları nelerdir?

Kaya tuzu özellikle cilt konusunda etkili temizleyicilerden birisidir. Bu nedenle bugün pek çok şampuanın formülünde tuz ibaresine rastlamak da mümkündür. Saç derisi ile temas ettiği zaman tuz, diplere derinlemesine iner ve burada deriye yerleşmiş olan ölü deriyle birlikte fazla yağ ve kiri de deriden uzaklaştırır. Bu nedenle kaya tuzunun saç bakımında uygulanması konusunda saç köklerine nefes aldırma ve daha fazla oksijen gitmesini sağlama özelliğinden faydalanabilmek gerçekten de olasıdır.

Saç derisinin nefes alması halinde ise saçların daha hızlı uzaması ve daha iyi beslenebilmesi teknik olarak doğal bir durumdur. Fakat kaya tuzunun saç derisine nefes aldırması her zaman saç dökülmesi problemlerini de giderebileceği anlamına gelmemektedir. Bundan dolay özellikle iç faktörler nedeniyle meydana gelen saç dökülmelerinde şampuana tuz katmak ciddi bir etki göstermeyecektir.

Farmasi cilt beyazlatıcı, aydınlatıcı krem ve sabun kullananlar yorumları

112
Farmasi Aydınlatıcı Sabun
Farmasi Aydınlatıcı Sabun

Farmasi White Correct

WHITE+ CORRECT Serisi ile muhteşem ötesi aydınlatma seninle!

Her yaşta her kadının ortak cilt problemi lekeler. Farmasi labaratuarların da özel olarak geliştirilmiş ve yenilenen Dr. C. Tuna White Correct aydınlatıcı serisi ile daha parlak, canlı ve renk tonu eşitlenmiş bir cilde sahip olmanız mümkün.

Ciltte renk düzensizliği ve lekelenme durumu güneşin zararlı ışınlarına fazla maruz kalmaktan ve yaş almaktan kaynaklanır. Cildin metabolizmasını baskılayarak, bağışıklık sistemini zayıflatır,  cilt kendini savunmak için melanin üretimini arttırır. Bu da ciltte istenmeyen koyu kahverengi lekelenmelere neden olur. Farmasi White Correct ile cilt lekelerine savaş açın.

Farmasi Aydınlatıcı Sabun

Farmasi Aydınlatıcı Sabun
Farmasi Aydınlatıcı Sabun

Farmasi White Correct serisinde yer alan Dr. C. Tuna Aydınlatıcı Sabun cildi mükemmel bir şekilde temizler, kirlerden arındırır. Cilde canlı ve aydınlık bir görünüm sağlamaya yardımcı olur.

Farmasi Aydınlatıcı Sabunun Faydaları

  • Farmasi Aydınlatıcı Sabun ciltte bulunan çil, güneş lekesi ve benzeri diğer lekelerin giderilmesinde faydalıdır.
  • Ciltte bulunan bazı bölgelerde çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan kararmaların aydınlatılması amacıyla kullanılabilir.
  • İçeriğinde bulunan özel bitki karışımlarının etkisiyle cildin pürüzsüz görünmesini sağlar.
  • Düzenli kullanım sonrasında cildin eski halinden çok daha beyaz ve çok daha genç görünmesinde etkili olur.
  • Cildin aydınlanmasının yanı sıra olduğundan çok daha yumuşak olmasında ve hatta ciltte ipeksi bir doku oluşmasında faydalıdır.
  • Ciltte leke görünümüne ve kararmaya neden olan cilt tonu renk dengesizliğini giderir. Deri altında bulunan renk pigmentlerinde koyu olanların diğer açık tonlara yaklaşmasını sağlar.
  • Cilt gözeneklerinde bulunan kirlerin arınmasına yardımcı olurken oluşan yağ kalıntılarının da giderilmesinde etkili olur.
  • Ciltteki ölü derinin atılmasına yardımcı olur ve cilt yapısının yenilenmesini kolaylaştırır.

Farmasi Aydınlatıcı Sabun Nasıl Kullanılır?

Ürünün kullanımı son derece kolaydır. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa olacak şekilde her gün kullanılır. Kullanım sırasında cildin hafif nemli olması alınacak etkiyi yükseltecektir. Nemli cilde yumuşak hareketlerle sürülen Farmasi Aydınlatıcı Sabun, sonrasında hafifçe masaj yapılarak cilde uygulanır.

Uygulama işlemi ardından yaklaşık olarak 2 ya da 3 dakika ciltte bekletildikten sonra soğuk su ile durulanması tavsiye edilir. Durulanan cilt yumuşak bir havlu yardımıyla kurulanmalıdır. Sabunun cilde sürüldüğü aşamada göze temas etmesi sakıncalı görülmektedir. Göze temas halinde bol su ile yıkanması önerilmektedir.

Sadece yüz bölgesinde bulunan lekelerin giderilmesi ya da cilt tonunun aydınlatılması için kullanılmaz. Farmasi Aydınlatıcı Sabun koltuk altı, diz, dirsek ve hatta bikini bölgesinde oluşan kararmalar da cilt renginin açılması için kullanılmaya uygundur.

Ürünü özellikle sorunlu görülen bölgede kullanabileceğiniz gibi tüm vücut için de kullanabilirsiniz. Farmasi Aydınlatıcı Sabun’un duş sırasında tüm cilde uygulanmasında hiçbir sakınca görülmemektedir. Ürünün etkisinin arttırılması için set olarak ta satılan Dr. Cevdet Tuna Yüz Beyazlatıcı Krem ile birlikte kullanılması tavsiye edilir.

Farmasi Cilt Aydınlatıcı Krem

Farmasi Cilt Aydınlatıcı Krem
Farmasi Cilt Aydınlatıcı Krem

Dermatolojik olarak test edilen Dr. Cevdet Tuna lekeli ciltler için Yüz Beyazlatıcı Kremin içerisindeki özel aktifler sayesinde cilde beyazlık kazandırmaya yardımcı olur. Cildi güneşin zararlı etkilerinden koruyarak buna bağlı leke oluşumunu önlemeye  yardımcı olur. Multivitamin kompleksi cildinizin temel ihtiyaçlarını karşılayarak ışıltılı bir görünüm kazandırır. Uzun sürekli kullanımda leke görünümünü önlemeye yardımcıdır. Daha etkili sonuçlar alabilmek için cilt beyazlatıcı sabun ve kremi beraber kullanmak gereklidir. 

Farmasi Aydınlatıcı Kremin Faydaları

Farmasi Aydınlatıcı Krem bahsettiğimiz etkilerini içeriğinde bulunan nar ekstratı ve B3 vitamini etkisiyle sağlamaktadır. Cildin beslenmesini provitamin B5 vitamini ve E vitamini etkisiyle gerçekleştirmektedir.

  • İçeriğinde bulunan Shea yağı ve Badem Yağı ile sayesinde cilt kuruluğunun önüne geçmektedir.
  • Düzenli bir kullanım sonrasında cildi çevresel etmenler nedeniyle yaşadığı olumsuzluklardan korumakta ve kısa sürede yumuşak bir his elde edilmesini sağlamaktadır.
  • Ciltte yaşa ve farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan kararmaların önüne geçmektedir.
  • Günümüzde hem kadınlar hem erkekler tarafından önemsenen pürüzsüz cilt özel bitki karışımı sayesinde oldukça ekonomik bir şekilde halledilmektedir.
  • Cilt yapısının Farmasi Aydınlatıcı Kremkullanım haricinde yenilenmesine göre çok daha hızlı bir şekilde yenilenmesini ölü derinin atılmasına yardımcı olarak fayda sağlamaktadır.
  • Doğal bir cilt nemlendirici olan Shea yağı ve içeriğinde bulunan A, E ve F vitaminlerinin etkisiyle dolaşımı desteklemektedir.
  • Cildin doğal bir tonu vardır ve zaman içerisinde bu tonlamada dengesizlikler yaşanmaktadır. Ürün elastikiyet sağlayarak cilt tonunun dengelenmesinde de aktif rol almaktadır.
  • Ürün anti-inflamatuar olarak da bilinmektedir. Bu terim bağışıklık sisteminizin güçlendirilmesi ve buna bağlı olarak tatbik edilen bölgelerdeki rahatsızlıklarla, düzensizliklerle savaşma konusunda sizlere yardımcı olmaktadır.
  • Ürün cildi güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korumaktadır.
  • Cildin nem seviyesinin arttırılmasına yardımcı olmaktadır.

Farmasi Aydınlatıcı krem nasıl kullanılır?

Ürünün kullanım şekli birçok muadil ürüne kıyasla oldukça kolaydır. Bu da kullanım zorluğu nedeniyle tercih etmeyen kişilerin dahi ürünü tercih etmelerinin önünü açmaktadır. Yüz bölgesine ve boyun bölgesine daha sık tatbik edilen kremin günde 2 kez kullanımı bahsettiğimiz avantajları sağlamaktadır.

Muadil kremlerin geneli güneşlenme sonrasında ve makyaj öncesinde kullanılamazken Farmasi Aydınlatıcı Kremin güneşlenme sonrasında ve makyaj öncesinde dahi kullanımı uygundur.

Makyaj yapmadan önce kremi kullanım şekli detaylarında belirttiğimiz şekilde kullanıp üzerine makyaj yapmanız mümkündür. Makyaj öncesi kullanılabiliyor olmasının kullanıcıya kullanım kolaylığı avantajı verir. Hafif yapısı nedeniyle de cilt tarafından kolay bir şekilde emilir.

Propolis nedir, nasıl kullanılır, neye iyi gelir, faydaları nelerdir?

0
Propolis nedir? Faydaları nelerdir?
Propolis nedir? Faydaları nelerdir?

Propolis nedir?

Propolis, yapışkan, reçinemsi bir maddedir. Bal arıları değişik bitkilerden toplayarak kovanlarına getirirler. Arılar kovanı dış etkenlerden, mikroorganizmalardan ve diğer zararlılardan korumak için üzerini propolisle kaplarlar.

Propolis biriktirme açısından arı türleri arasında farklılık vardır. Bazı türler diğerlerine göre daha fazla propolis biriktiriken bazıları örneğin tropik bölgelerde bulunan arılar hiç biriktirmezler.

Arılar propolisi, kovanın iç duvarlarını düzgün hâle getirmek, peteklerin ağızlarını kapatmada ve başka canlıların içeriye girmesine engel olmak amacıyla kullanılır. Girdikten sonra ölen canlıları propolisle mumyalayarak kovanlarını koruma altına alırlar. Propolis kovandaki larvalara, mantar ve bakterilere karşı antibiyotik etki gösterir.

Propolisin toplandığı bitkilerin tür ve çeşitlerine göre içeriğindeki bileşikler farklılık arzeder.

Propolisin etkileri arıların bitkilerden topladığı antioksidan etkili bileşenlerine bağlıdır.

Kovanda oluşan hasarların ve çatlakların onarımı için ve kovanlarını korumak amacıyla kullanılan propolisin rengi sarımsı yeşilden koyu kahverengiye dek değişir.

Propolis
Propolis

Arıcılar kovandaki balı aldıktan sonra propolisi kovandan kazıyarak toplarlar. Sonra bazı işlemlerden geçirilmek suretiyle propolis kullanıma hazır hale getirilir. İçeriğinin önemli bir bölümünü flavonoitlerin oluşturduğu propolisin bileşiminde, polifenoller, fenolik asitler ve bunların esterleri, terpenler, steroitler, B1, B2, C ve E vitaminleri, mineraller ve aminoasitler yer alır.

Propolisin Faydaları

  • Bağışıklık sistemini destekler.
  • Hastalık etkenlerine yönelik vücut direncinin yükseltilmesi amacıyla kullanılabilir.
  • Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir.
  • Soğuk algınlığından korunmak amaçlı alınabilir.
  • Akne ve uçuk için haricen kullanılır.
  • Bademcik iltihabı, farenjit, larenjit için etkilidir.
  • Ağız ve boğaz mukozası sorunları için hem oral olarak hem de gargara biçiminde kullanılır.
  • Diş eti hastalıklarına karşı korucuyucu özelliktedir.
  • Bioflavonoidler bakımından zengindir.
  • Yapılan araştırmalar bu maddenin ülserler, iltihaplı hastalıklar ve yanıklar için olumlu etkileri olduğu sonucunu ortaya koymuştur.
  • Japon Kanser Araştırma kurulu tarafından 1991 düzenlenen toplantıda propolisin anti-kanser etkisiyle ilgili tebliğ sunulmuştur.
  • Amerikada yapılan bir araştırmada propolisteki caffeic asit esterlerinin bağırsaktaki kanserli hücrelerin büyümesini inhibe edici özellikte olduğu görülmüştür.
  • Yaraların iyileşmesinde hücre yenileyici olarak etkilidir.
  • Mikroptan arındırıcı, bakteri üremesini durdurucu, iltihap giderici, mantarlara karşı etkili ve kas gevşetici etkileri vardır.
  • Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ‘den kaynaklanmaktadır.
  • Prostaglandinleri üreten enzimleri bloke edici özelliğiyle anti iltihapsal etkinliğe sahiptir.

Propolis Nasıl Kullanılır?

Propolis damla suda çözünür özellikte değildir. Bu yüzden, bal, yoğurt, pekmez veya bir parça ekmeğin üzerine damlatılarak tüketilmesi tavsiye ediliyor. Bu ürünün özellikle kulak burun boğaz, bademcik iltihabı, mevsimsel alerji, ağız yaraları vb. durumlarda kullanımı daha etkili oluyor. Suda çözünür özelliği varsa bu özelliğinden dolayı doğrudan su, süt, meyve suyu vb. içeceklere damlatılarak tüketilebilir. 

Propolis kovanı nasıl koruyorsa; ürün içerisine girdiğinde de ürünü koruyor. Raf ömrü boyunca ürünlerin bozulmadan kalmasını sağlayan madde; propolis. Kahvaltılarda, öğün aralarında çocuğunuza dilediği kadar bu ürünlerden verebilirsiniz, siz kendiniz de tüketebilirsiniz. 

Propolis ham halde tüketilebilir mi?

Propolis ham halde tüketilebilir özellikte değildir. Ham propolisi vücudumuz yalnızca %2 oranında sindirebilmektedir. Propolisin insan tüketimine uygun hale getirilmesi için mutlaka ekstrakte edilmesi yani özütlenmesi gereklidir. Özütleme işleminde propolisin içerisindeki balmumu vb. safsızlıklar uzaklaştırılarak propolise antioksidan, antibakteriyel vb. özellikleri kazandıran yararlı bileşenler ekstrakte edilir. Bu özütleme işleminin mutlaka uzmanlar tarafından uygun koşullarda yapılması gereklidir.

Propolis ne sıklıkla kullanmalıyız?

Propolisin yaz kış düzenli kullanımı tavsiye edilmektedir. Yaz aylarında da havuzdan gelebilecek mikroplar ve klimadan kaynaklanabilecek rahatsızlıklara karşı bağışıklığımızı güçlü tutmamız gerekiyor. Her gün düzenli olarak, yetişkinlerin günde 20 damla, çocukların ise 10 damla tüketmesi tavsiye edilmektedir.

Propolis kaç yaşından itibaren kullanılabilir?

6. aydan itibaren günde 1 damla ile vermeye başlayabilirsiniz. 6.aydan itibaren her ay 1 damla arttırarak kullanmaya devam edebilirsiniz. Alerjisi olup olmadığını anlamak için bileğinin iç kısmına bir damla damlatıp, 15 dakika bekleyin, herhangi bir kızarıklık, kaşıntı, tahriş vb. belirtiler yoksa kullanmaya devam edebilirsiniz.

Propolis kansere iyi gelir mi?

Propolisin farklı kanser türleri üzerinde apoptosik (öldürücü) etki yaptığı birçok tıbbi yayında ortaya konuldu. İTÜ Arı Teknokent firması Bee’o propolis markasının kurucularından Aslı Elif Tanuğur‘un koordine ettiği projede, İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü ve İstanbul Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü; Brezilya, Çin, Arjantin ve Türkiye’de üretilen propolislerin meme kanseri üzerine etkilerini araştırdı.
Çalışmanın sonucunda, Türkiye’de üretilen propolis kanser hücrelerini yok ederken sağlıklı hücrelere hiçbir zarar vermedi. Böylece propolisin meme kanseri hücreleri üzerindeki etkisi kanıtlanmış oldu. Bu sonuç propolisin kanser tedavisinde kullanımının son derece önemli olduğunu ortaya koydu. 

Propolisin zararı ve yan etkileri

Bala alerjisi olmayan herkes bu ürünleri rahatlıkla tüketebilir. Propolis ve arı sütü alerjen sınıfında ürünler değildir. Yüksek alerji riski taşıyan bireyler için alerji testi önerilmektedir.

Kimyonun faydaları nelerdir, kimyon çayı nasıl yapılır ve neye iyi gelir?

0

Kimyon

Kimyon, bilimsel adı Cuminum cyminum olan bitkinin baharat yapılan tohumlarıdır. Özellikle Akdeniz ve Güneybatı Asya’daki mutfaklarda sıklıkla kullanılır. Ayrıca eski çağlardan beri şifalı bir bitki olarak kullanılmıştır. İçerisinde A, C, E ve K vitaminleri ve tiamin, niasin, folat gibi mineraller de bulunan kimyonun faydaları, yan etkileri ve zararları nelerdir?

Kimyon, maydanozgiller ailesine mensup bir bitkidir. Mayıs ile Haziran ayları arasında çiçeklenir. Çiçekleri, beyaz ve açık pembe renktedir. Kimyon bitkisi, 40-60 santimetre uzunluğa erişebilir. Yaprakları parçalı ve tüysüzdür. Meyveleri temmuz gibi olgunluğa erişir. 

Kimyonun, keskin bir tadı vardır. Kimyonun anavatanı Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’dur. Kimyon, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Çin, Hindistan, Meksika, Türk mutfaklarında geniş yer tutar. Kimyon, özellikle et yemeklerinde, salatalarda kullanılır.

Kimyon; sindirime yardımcı olma, bağışıklık kazandırma, cilt bozukluklarını ve uykusuzluğu tedavi etme, anemi, kanser, astım ve bronşit gibi solunum bozukluklarının tedavisi gibi pek çok faydası bulunuyor.

Kimyonun faydaları nelerdir?

  • Sindirimi kolaylaştırır, kimyon tükürük bezlerini uyarabilen ve sindirim sürecini kolaylaştırmaya yardımcı olan yüksek miktarda timol ve diğer esansiyel asitlere sahiptir. Bu nedenle, hazımsızlık sorunu yaşayan kişiler için kimyon çayı içmesi tavsiye edilir. Su kaynatılıp içine kimyon tohumu eklenir. Yaklaşık 5 – 8 dakika sonra süzülür ve içilir.
  • Kan basıncını düzenler, kimyon,  zengin bir potasyum kaynağıdır.  Potasyum yeni hücrelerin üretimine yardımcı olur ve kan basıncını düzenler. Kardiyovasküler hastalıklar riskini önlemek için, beslenme uzmanlarının günlük olarak aç karnına bir bardak kimyon suyu içmeleri tavsiye edilir.
  • Kanserle savaşır, kimyonda aktif bir bileşik olan cuminaldehid,  tümör hücrelerinin büyümesini geciktirdiği bulunmuştur. Ayrıca, bu tohumlar çeşitli anti-kanserojen maddeler içerir. Göğüs ve kolon kanserinin tedavisine  yardımcı olur.
  • Soğuk algınlığı, kimyon tohumunun anti-fungal, anti-inflamatuar ve anti-bakteriyel özellikleri soğuk algınlığını etkili bir şekilde tedavi eder. Kimyon tohumlarında bulunan birçok bileşik, kasları yatıştırır ve bağışıklığı artırır; böylelikle vücudu soğuk algınlığına neden olan  enfeksiyonlara karşı korur.
  • Anemiyi önler, kimyon tohumlarındaki demir içeriği anemi tedavisinde yardımcı olur. 100 gram kimyon tohumu yaklaşık 11.1 gram demir içerir. Hemoglobin üretiminde vücuda yardımcı olur.  Kadınlara düzenli olarak kimyon almaları tavsiye edilir.
  • Hamilelik ve anne sütünü artırır, bebek bekleyen bir anne adayı iseniz, günlük diyetinize kimyon tohumu ekleyin. Anne ve fetusun demir ihtiyacını sırasıyla karşılayacaktır. Kalsiyum içeriği emziren kadınlarda sütün salgılanmasına yardımcı olur. Kimyon kaynatılıp balla karıştırılarak içilir.
  • Bağırsak sisteminde daha fazla enzimin salgılanmasına neden olan yüksek lif içeriğine sahiptir. Gastrit,  gaz ve iltihaplara iyi gelir. Ayrıca ciddi sindirim sistemi problemlerinin iyileşmesinde yardımcı olur. Kimyonun yüksek laksatif güce sahip olduğuna inanılır. Bu nedenle, faydalarını elde etmek için, kimyon tohumunu kaynatarak hazırlayacağınız çayın içine bal ekleyerek yudumlayın. Kabızlık problemini önlemek için kavrulmuş kimyon tozunu balla birlikte tüketin.
  • Uykusuzluk tedavisi, kimyon tohumlarında ki yüksek melatonin içeriği insanların uykusuzlukla savaşmasına yardımcı olur. Uyumadan önce kimyon tohumu ve ardından bir muz tüketin. Muz ve kimyon bileşikleri arasındaki kimyasal reaksiyon, uykusuzluk probleminin tedavisiyle sonuçlanır.
  • Hafızayı güçlendirir, Riboflavin, vitamin B6, zeaksantin ve niasin gibi kimyon tohumlarındaki mineraller, belleği arttırmak için mükemmeldir. Ayurveda’da kimyon tohumları, amnezi tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
  • Diyabet tedavisi, çeşitli araştırmalarla,  kimyonun düzenli tüketiminin hipoglisemi’yi azalttığı ortaya çıkmıştır.  Bu nedenle,  kimyon tohumları ilaçlarla birlikte diyetinize dahil edin.
  • Solunum bozukluğunu önler, kimyondaki aromatik esansiyel yağların ve kafein içeriğinin zenginliği, vücut üzerinde anti-konjestif etkiler verir ve solunum bozukluklarının tedavisine yardımcı olur. Solunum sisteminde birikmiş olan mukus ve balgamı gevşetir. Böylece solunum işlemini kolaylaştırır.
  • Astımla savaşır, kimyon tohumu inflamatuar süreçleri ve astıma neden olan diğer meditatörleri azaltan thymoquinone içerir ve bu da kimyonun bir bronkodilatatör olarak hareket etmesini sağlar. Bu özelliğinden dolayı astım ataklarının daha hasarsız ve hızlı geçmesine yardımcı olabilir. Nefes darlığına iyi gelir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kimyonda yüksek miktarda A vitamini, C vitamini, demir ve diğer esansiyel yağları vardır. Bu vitaminler ve mineraller, bağışıklık sistemini iyileştirmek için insan vücuduna farklı şekillerde yardımcı olur.
  • Kimyon, vücutta toksik maddelerin azaltılmasında karaciğere yardımcı olan sindirim enzimleri üretir.
  • Metabolizmayı hızlandırır. Kimyon tohumları, vücuttaki besin emilimini arttırır. Metabolizmayı hızlandırır.
  • Obezite insanların karşı karşıya kaldığı büyük bir sorundur. Bu baharat, yemeklere eşsiz bir lezzet katıyor. Salatalara ve haşlanmış sebzelerin üzerine kimyon serpin. Hem lezzetlendirmiş hem de  sağlık yararları elde edersiniz.
  • Kaşıntıyı önler. Kimyon tohumu kolayca cilt kaşıntısını önler. Sadece kimyon tohumlarını 15 ila 20 dakika suda kaynatın ve soğumaya bırakın. Şimdi kaşıntılı deriden kurtulmak için bu suyla banyo yapın. Ayrıca cilt döküntülerini de önler. Rahatlamak için haftada iki kez bunu yapın.
  • Menstrual döngüyü düzenler. Kimyonun düzenli tüketiminin adet döngüsünü düzenlediği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
  • Sperm sayısını iyileştirir. Kimyon, cinsel sağlığın iyileştirilmesine yardımcı olan potasyum ve çinko içerir. Bu tohumlardaki çinko bileşeni, sağlıklı sperm üretimini uyarır. Ayrıca, kimyon çayı da doğurganlık oranını artırır.
  • Ağrı kesicidir. Kimyon, soğuktan kaynaklanan kasılma, kulunç ve romatizma ağrısını geçirir. Kimyon, bal ve sirke ile karıştırılıp içilir.

Kimyon çayı nasıl yapılır?

Kimyonun Faydaları
Kimyonun Faydaları

10 tane kimyon tohumunu 2 su bardağı su ile kaynatınız. Tatlandırmak için içerisine biraz karabiber ekleyiniz. C vitamini etkisi olan bu çay kış hastalıklarına karşı bünyenizi güçlendirir. 

Kimyonun zararları nelerdir?

Aşırı kimyon tüketimi aşağıdaki şiddetli yan etkilere sebep olabilir.

  • Mide ekşimesi
  • Aşırı geğirme
  • Uzun süreli kullanımda böbrek ve karaciğer hasarı
  • Zihinsel bulanıklık,  mide bulantısı ve uyuşukluk gibi narkotik etkiler
  • Diyabet hastalarında düşük kan şekeri seviyesi
  • Baş dönmesi
  • Karın ağrısı
  • Deri döküntüsü gibi alerjik reaksiyonlar

Zencefilin faydaları nelerdir, toz zencefil neye iyi gelir?

0

Zencefil

Zencefil, güçlü anti-inflamatuar özelliklere sahip eski bir baharattır. Dünyanın en çok bilinen ve hemen hemen her kültürde kullanılan zencefilin en önemli faydaları arasında bulantı ve ağrıyı hafifletme, osteoartriti tedavi etme, kanseri önleme, artrit tedavisi, solunum yollarını iyileştirme ve şişkinliği azaltma becerisi sayılabilir. İşte zencefilin faydaları.

Zencefilin anavatanı Asya’ya uzanan tropikal bölgelerdir. Özellikle Avustralya, Çin, Brezilya, Jamaika, Hindistan, Afrika ve ABD ‘nin tropikal alanlarında yetiştirilebilmektedir.

Günümüzde bitkilerle tedavilere yönelik ciddi bir eğilim başlamıştır. Bu nedenle çok tüketilmeye başlanan zencefil, birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Yakın zamanlarda da yemeklerde baharat olarak tüketilmeye başlanmıştır.

Kurutulup öğütülerek toz haline getirilmiş zencefilin kökleri tatlı, pasta, ekmek, şarap gibi alkollü içeceklerin yapımında kullanılmaktadır.

Zencefil bitkisi ekildikten 20 ay sonrasında hasat edilmektedir. Genel olarak sonbaharda yaprakları solup döküldükten sonra kökleri sökülmek suretiyle çıkarılır.

Kökleri çıkarılan zencefilin dış kabuğu soyulur, bir gece soğuk suda bekletilir ve güneşte kurumaya bırakılmaktadır. Zencefil bitkisinin kullanılan alanı toprak altında kalan kök kısımlarıdır.

Zencefilin Faydaları

  • Yemeklerden sonra tüketildiğinden sindirimi kolaylaştırarak yemek sırasında yükselen şeker seviyesini düşürür. Mideyi yatıştırarak tüketilen besinlerin emilimini artırır.
  • Bağırsaklarda artan parazitler mideyede ciddi zararlar verir.  Şiddetli ağrılara neden olan bu parazitler özellikle yemek zamanında artar. Uzmanlar yaptıkları araştırmalarda yemeklerden önce tüketilen bir tatlı kaşığı zencefil tozunun hem mide boşalımını kolaylaştırdığı hem de parazit sayılarını azalttığı gözlemlenmiştir.
  • Doğada bulunan en güçlü gaz gidericidir. Vücutta biriken gaz organlara baskı yapar bu da ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Bir parça zencefil çiğneyerek vücuttaki gaz oranını kısa sürede çözebilirsiniz.
  • Eklem aralarında artan toksin eklemlerin yanı sıra kemik sağlığını da olumsuz etkiler. Bu ağrıları dindirmede etkili olan zencefil içerdiği güçlü anti-inflamatuar sayesinde dizdeki iltihaplanmayı giderir. Aynı zamanda eklemlerin eve kemiklerin güçlenmesini destekler.
  • Kış aylarında artan üst solunum yollarına yol açan virüslerle baş etmede etkilidir. Vücudun terleme oranını artırarak toksinleri ter bezlerinden atar. Aynı zamanda doğal ağrı kesici görevini görerek bu hastalıklar esansında yaşanan ağrıları dindirir.
  • Yapılan araştırmalarda zencefil içerdiği zerumbone bileşeni sayesinde astım hastalarının doğal ilacı olarak kullanılabilir. Bu bileşen boğazdaki alerjik reaksiyonu azaltarak rahat nefes alınmasını sağlar.
  • Sindirimi kolaylaştırdığından kilo vermede de etkilidir. Hızlı yağ yakımı sağlayarak biriken yağları kısa sürede yaktıktan sonra vücuda giren ve yağa neden olan toksinleri de vücuttan atar.
  • Vücuttaki yağ miktarını koruyan karaciğerin yağlanmasını önler. Aynı zamanda tüberküloza neden olan kadmiyumun maddesinin hızla çözülmesini sağlar.
  • Yaşa bağlı gelişen bunama, parkinson ve alzheimer gibi nörolojik hastalıkların yaşanmaması uzmanlar günde en az bir barda zencefil çayının tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Hafızayı koruyan zencefil bitkisini aynı zamanda yemeklerinizde baharat olarak da kullanabilirsiniz.
  • Yapılan araştırmalarda düzenli tüketilen zencefilin sağlığı olumlu etkilediği gözlemlenmiştir. Uzmanlar bu yüzden her gün zencefil tüketilmesini öneriyor. Ayrıca Asya topluluklarının yaşam sırlarının bu bitkiden elde edilen baharattan kaynaklandığı biliniyor.
  • Zencefil kadınların adet döngüleri sırasında yaşadıkları sancı ve kas ağrılarına doğal ağrı kesicidir.

Zencefil Çayı Tarifleri

Zencefil Çayı Tarifleri
Zencefil Çayı Tarifleri

Zencefil çayı kış aylarında öksürüğe karşı etkili bir doğal silahtır. Üstelik vücuttaki yağ oranını dengelemesi, kas yorgunluğuna iyi gelmesi ve mide rahatsızlıklarında etkili olması da nice faydalarından.

Zencefil çayı yapmak için 1 sarımsak dişi boyutunda bir parça zencefil yeterlidir. Çay yapacaksanız zencefilin dış kabuğunu soymanız gerekir. 1 su bardağı suya bu miktarda zencefil ekleyip 10 dakika kaynatmalısınız. İçmeden önce içine 1 tatlı kaşığı da bal ilave ederseniz hem çok lezzetli hem de öksürüğe karşı etkili bir çay elde etmiş olursunuz.

Zencefil çayını limonlu da yapabilirsiniz. Yarım limonun suyu yine 1 sarımsak dişi boyutlarındaki zencefil için yeterli olacaktır. Üzerini de 1 bardak suyla tamamlayıp 10 dakika kadar kaynatarak demlediğinizde çayınız hazırdır.

Zencefil, tarçın, ananas ve limonla da bir araya getirebilirsiniz. Yağ yakımını hızlandırdığı için kilo vermek isteyenlere önerilen bu çay için yarım litre suya 1 dilim ananas, 1 çubuk tarçın, 1 diş sarımsak kadar zencefil ve yarım limonu bir tencerede 20 dakika kadar kaynatmanız ve altını kapatıp bir süre dinlendirmeniz yeterli.

Toz Zencefil Kullanımı

Toz zencefil, zencefil bitkisinin kök sapından elde edilir.  Keskin bir aromaya sahiptir. Ayrıca, raf ömrü uzun olan bir baharattır. Zencefil tozu kullanımı şunlardır;

Toz Zencefil Kullanımı
Toz Zencefil Kullanımı
  • Baharat olarak yemeklerde ve salatalarda kullanılır.
  • Bitki çayı yapımında tarçın, bal ve karanfil ile birlikte kullanılır.
  • Hamur işleri yapımında kullanılır.
  • Anne sütünün arttırılması için kullanılır.
  • Mide rahatsızlıkları için kullanılır.
  • Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağladığı için kilo vermede kullanılır.
  • Konsantrasyonu arttırmak için kullanılır.
  • Yumurtalıklarda oluşabilecek kanser riskini azaltmak için kullanılır.
  • Karaciğerin işlevini düzenlemede kullanılır.

Zencefilin Zararları

Birçok faydasını saydığımız zencefil, bazı durumlarda ve rahatsızlıklarda uzak durulması gerekebiliyor.

Bunların başında hamilelik dönemi geliyor. Metabolizmayı hızlandırması nedeniyle zencefil, hamile kadınların uzak durması gereken bir besindir. Bu özelliği ile erken doğumu tetikleyebileceği öngörülüyor.

Yağ yakıcı ve metabolizmayı hızlandırması nedeniyle kilo almak isteyenlerin de zencefilden uzak durması gerekiyor. Yağ yakımı için hareket etmenize gereksinim duymayan zencefil, kilo alması gerekenlerin işini zorlaştıracağı için tüketimi bırakmaları gerekiyor.

Zencefili, kan akışını hızlandırma özelliği nedeniyle hemofili ve diğer kan hastalarının tüketmemesi gerekiyor. Diğer yandan zencefil, bazı ilaçlarla etkileşimi nedeniyle yan etkiler ortaya çıkarma riski vardır. Bu yüzden özellikle şeker, tansiyon, kalp hastası iseniz ve ilaç kullanıyorsanız doktorunuza danışarak zencefil kullanmanız gerekir.

Eğer kalp ve karaciğer problemleriniz varsa, vücut ısınız yüksekse veya mukoza zarlarınız hasar görürse zencefil kullanmamalısınız.

Ayrıca kanayan yaranız veya hamileliğin 2. ve 3. trimesterindeyseniz yine zencefil kullanmamalısınız.

Bögürtlenin Faydaları

0
Bögürtlenin Faydaları
Bögürtlenin Faydaları

Bögürtlen

Böğürtlen, yol kenarlarında, tarlaların arasında veya yol kenarlarında sıkça görülebilen, insan sağlığı için son derece faydalı, mineral ve vitamin kaynağı bakımından oldukça zengin olan bir bitki türüdür.

Ülkemizde kolaylıkla yetişebilen böğürtlen, gülgillerler familyasından bir bitki türüdür. Ham olan meyveleri kırmızı renklerde olup olgunlaştıkça rengi siyahlaşmaktadır. Görünüş olarak çileğe benzemektedir.

Meyvenin bitkisi dikenli bir yapıya sahiptir ve yol kenarlarında bahçelerdeki çitlerde sıklıkla görülmektedir. Meyvesi C vitamini bakımından oldukça zengindir. Böğürtlenin meyvelerinin olgunlaşma dönemleri mayıs sonlarına doğru başlayıp, Ağustos ayına kadar devam etmektedir.

Böğürtlen, vücuda zararlı olan maddelerin temizlenmesi için çok faydalıdır. Vücut için oldukça etkili bir antioksidan kaynağıdır. Tansiyon rahatsızlığı olanların düzenli kullandıklarında tansiyonlarını düşürdüğü tespit edilmiştir. Yorgun olan ve halsizliği bulunan vücudu dinlendirir, güçlendirir.

İdrar rahatsızlığı olan kişilerde, idrar söktürücüdür ve kabızlığa çok iyi gelmektedir. Ham olan yani tam olgunlaşmamış olan böğürtlenler de ishal kesici özelliğe sahiptir. Bunun yanında  böğürtlen yendiğinde gözlere üzerinde olumlu faydaları vardır. Ayaklardaki şişkinliğe iyi gelmektedir. Bunlar böğürtlenin sayısız faydalarından bazılarıdır. İşte böğürtlenin vücuda yararlarının tamamı…

Böğürtlenin Faydaları

  • Böğürtlen ve yaprağının bünyesinde bulunan antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirip, kansere karşı vücudu koruyucu etkisi vardır.
  • Böğürtlen ve yaprağı bademciklerdeki, ağızdaki, dildeki ve diş etlerindeki iltihapları çayıyla gargara yaparak kullanabilirsiniz.
  • Böğürtlen ve yaprağı iyi bir idrar söktürücü olup, toksin arttırıcıdır.
  • Yüksek tansiyonun düşmesinde de yardımcıdır.
  • Böğürtlen ve yaprağı göz rahatsızlıklarına da iyi gelir.
  • Mesanede oluşan taşların düşürülmesini sağlar.
  • Bayanlardaki akıntıların giderilmesinde ve adet kanamalarının azalmasını sağlamaktadır.
  • Böğürtlen ve yaprağı dışarıdan kullanımında da ağrı kesici etki gösterir.
  • Yanıklara ve basura iyi gelir. Böğürtlenin taze yapraklarının lapasını yaparak rahatsız bölgeye uygulanarak tedavi edilir.
  • Böğürtlenin kökünü kaynatarak suyunu içerseniz. Kan şekerini düşürücüdür.
  • Yaşlılığın sebep olduğu hafıza kaybını engeller.
  • Böğürtlenin suyunu sıkarak içerseniz amele de yararlıdır. Sıkılan suyu bekletilmeden içilmelidir, aksi takdirde sirkeye döner.
  • Böğürtlen ve yaprağı ayaklardaki yorgunluğu giderir.
  • Böğürtlen ve yaprağı cildinize de gerginlik ve parlaklık kazandırır.
  • Solunum yolları rahatsızlıklarına oldukça faydalıdır.

Böğürtlen nasıl tüketilir?

Böğürtlen tüketmenin birçok farklı yolu vardır. Taze olarak, dondurularak, reçel yapılarak, sos haline getirilerek, çayı demlenerek tüketilebilir.

  • Taze olarak tüketilecekse koyu siyah böğürtlenler seçmeye özen gösterilmelidir. Morumsu – kırmızımsı böğürtlenler olgunlaşmadığı için tüketmeye uygun değildir, tüketilirse bağırsak sorunlarına yol açabilir. Taze böğürtlen satın alındıktan sonra birkaç gün içinde tüketilmelidir.
  • Dondurarak saklayacaksanız öncelikle böğürtlenleri geniş bir kapta yıkamalısınız. Böğürtlenler üst üste gelirse ezilebilir. Daha sonra kurutmalı, kilitli buzdolabı poşetlerine yahut plastik kaplara koyarak dondurmalısınız.

Böğürtlen nerelerde yetişir?

Böğürtlen çöl iklimi dışındaki bütün iklimlerde yetişebilen bir bitkidir. Ülkemizde hemen her bölgede böğürtlen yetiştirilmektedir. Sağlık yönünden birçok faydası olan bu meyvenin tüketiminin artması ile sadece ülkemizde değil tüm dünyada böğürtlen yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu bitkinin en önemli özelliği yol kenarında bile kendiliğinden yetişebilmesidir.

Böğürtlenin Zararları

  • Kanser tedavisi olmuş veya olan kişiler kesinlikle böğürtlen yaprağı veya kökünden yapılmış çaylardan kaçınmalıdır. Çünkü özellikle böğürtlenin yaprak ve köklerinde bol miktarda bulunan tanen, tümör gelişimine katkıda bulunabilir.
  • Böbrek taşlarına duyarlıysanız böğürtlen tüketimini en aza indirmelisiniz çünkü içeriğindeki oksalatlar bu taşların üretimini artırabilir.
  • Bazı insanlarda alerjik reaksiyona neden olabilir. Bu yüzden yedikten sonra el, ağız veya dudaklarınızda şişlik veya kaşıntı hissederseniz hemen yemeyi bırakın!
  • Çok fazla miktarda böğürtlen yaprağı ya da kökü çayı içmek,  vücuttaki çok sayıda tanenin aşırı derecede yükselmesine ve mide bulantısı ve kusma gibi mide komplikasyonlarına neden olabilir.
  • Böğürtlen kökü ve yaprağı çayı, kolit gibi kronik gastrointestinal problemlerden muzdarip bireylere önerilmez.
  • Hamile ve emziren anneler, normal miktarlarda böğürtlen meyvesi yiyebilir, ancak böğürtlen yaprağı çayından kaçınmalıdır. Ayrıca 24 aylıktan küçük çocuklara da böğürtlen yaprağı çayı verilmemelidir.